29 Nisan 2017 Cumartesi

Zeytinyağlı Enginar Dolması

Normalde tarif yazmıyorum bilen billir.
Ama konu enginar olunca herkesin yemesi gerekiyor. Sevmeyen insana bile enginar yediren yemek bu (: Enginar yararlarını anlatmıyorum karaciğer dostu olduğunu biliyorsunuz zaten. Ben genelde pişirmeden yerim enginarı ama bu tarif pişirilerek yapılıyor. Hazır mevsimi gelmiş, egenin incisi "ENGİNAR"


3 adet taze enginar (orta boy)
1 adet limon 
Enginar Sapı


İç malzemesi:
1 enginara 1 çorba kaşığı pirinç yani 3 çorba kaşığı pirinç
1/2 demet dereotu
Bir kaç yaprak taze nane
1 çay kaşığının ucu tarçın ve yeni bahar
1 çay kaşığı ucu tuz
1/2 limonun suyu
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1/3 çay bardağı sıcak su

Enginarların kararmasını önlemek için bu yemeği çok hızlı yapmamız gerekiyor.
Enginarları iyice yıkıyoruz, bir kapta su içinde bekletip bir kaç kere suyunu dökmeliyiz.
Fotoğraftaki gibi tencerede düz durması için enginarın alttaki sap kısmını kesip, 
sertleşmiş dış yapraklarını iki sıra kadar temizliyoruz.
Enginarın tam ortasını içini harç ile dolduracak şekilde elimizle açıyoruz. Enginarın alt kısmını bıçakla düzeltip beyaz kısmının çıkmasını sağlıyoruz.
harcı hazırlayıp zeytinyağında biraz soğanı ve pirinci kavurup üzerine tuz, nane, dereotu, yeni bahar (dilerseniz şeker ama ben kullanmadım) limonun suyunu ekliyoruz. Kavrulduktan sonra sıcak suyuda ekleyip biraz bekliyoruz. Ve enginarları bu malzeme ile dolduruyoruz. Tencerenin 1/3'ü dolacak şekilde su ekliyoruz. Orta ateşte en az 1-1,5 saat pişiriyoruz.




NOT: Yerken tatlı kaşığı ile yiyebilirsiniz. Yapraklarını da dişlerinizin arasında emerek tüketebilirsiniz (:

NOT: Enginar sapının içindeki beyaz kısmı ister taze şekilde tüketebilirsiniz



28 Mart 2017 Salı

Kimyasalsız ve Zehirsiz Ev - 2


 Sirke Mucizesi ve Ev temizliği


Çağımızın en büyük dertlerinden biri aslında bulaşık ve çamaşır deterjanları. Hiçbir makine deterjan kalıntısını tamamen çıkartmıyor.  Soru: Hangimiz kaynatıyor çamaşırlarını, giysilerini eskilerin yaptığı gibi? Cevap: Hiç birimiz. 100°'den daha fazla sıcaklıkta yıkarsanız mikroplar temizlenir ama böyle bir olanağımız olmadığı için yapamıyoruz ki olsada kıyafetin ömrünü çok kısaltır. Hatta kıyafet giyilmez hale bile gelebilir. Çoğu zaman çamaşırlarımızı yıkadıktan sonra çamaşırların üstünde deterjan izi kalır. Bazısı gözle görülür bazısı görülmez. Vücudumuz o deterjanı emer. Bu da uzun vadede sağlık sorunlarına sebep olur. Ne yaparsak bunu en aza indiririz? Tabii ki çamaşırlarınız iyice temizlensin diye çamaşır makinasına deterjan almak zorundasınız, şehir suları kireçli olduğu için kireç çözücü almak zorundasınız ve güzel koksun diye yumuşatıcı almak zorundasınız, Aslında hiçte zorunda değilsiniz eskiden deterjan mı vardı hayır,  diyorum ya her kimyasalın doğadan alternatifini araştırıyorum, işte bir çok temizlik ürünümü doğadan hallediyorum. Biraz zeytinyağı sabunu rendeleyip, karbonat ile karıştırıyorum. Bu karışımla çamaşırlarınızı çamaşır makinasında yıkayabilirsiniz. Yok illa ben deterjan alacağım diyorsanız deterjan ile yıkadığınız kıyafetlerinizin yumuşatıcı kısmına yarım su bardağı sirke dökmeniz yeterli olacaktır. Kıyafetlerinizin deterjan kalıntılarından arındığını göreceksiniz.
Bazen istediğiniz kadar mükemmel ve hatasız şekilde kıyafetlerinizi yıkayın yine de kıyafetlerinizde tuhaf bir koku kalır. Bunun nedeni ise çamaşır makinenizin bir şekilde kirli olmasıdır boru içinde kalan su veya kireç. Bunun içinde yine sirke kullanabilirsiniz. 1/2 çay bardağı sirkeyi deterjan kısmına döküp, kısa programda boşken çalıştırıp içini temizleyebiliriz. Ya da her zaman söyledigim sirkeli suyu. Boş bir fıs fıs şişesine doldurup çamaşır makinasının içine de sıkabilirsiniz.




Lekesi çıkmayan giysinizi önce soğuk suda elinizle yıkayın. Daha sonra lekenin üzerine sirke dökün. Sonrasında giysinizi istediğiniz programda yıkayın. Sonucu görünce şaşıracaksınız.

Şehir hayatı 5 dakika bile sokağa çıksanız Üzerinize şehrin kokusu siner. Eğer kıyafetlerinizden sigara veya istenmeyen kokular çıkmıyorsa, yumuşatıcı kısmına sirke dökün. Kıyafetinizde koku kalmayacak.Bazen çamaşırlarımızı yıkadığımız halde evde kedi veya köpek besliyorsak onların tüylerinin hala kıyafetlerimizde kaldığını görürüz. Bunun için de yine sirke kullanabilirsiniz.Bazen yanlış deodorant seçimi nedeniyle koltuk altımızda beyaz lekeler kalabilir. Yumuşatıcı kısmına sirke dökün ve sonucu kendi gözlerinizle görün.


Ocaklarınızı sirkeli su ile temizleyebilirsiniz.  Kimyasal ürün kullandığınızda ocağın ateşinden o buhar bir şekilde pişmekte olan yemeğinizin üzerine gelir. Aynı şekilde Duşakabininizi temizlerken çamaşır suyu ya da başka yüzey temizleyicilerle temizlediğinizde bu kimyasal kalıntıları sıcak suyu açtığınızda buhar olarak onu solumanıza sebep olur. Burada başta akciğer olmak üzere bir çok organımızı etkiler. 

Sirkenin kokusu kalmaz ama siz yinede sirke kokusu sevmiyorsanız, fıs fıs şişesinin içine koyduğunuz su ve sirke karışımına limon kabuğu parçası atmanız, limon kokulu doğal bir temizlik malzemesine dönüşmesini sağlayacaktır (: 





Ekstra bilgi;

*Fırınlarınızın içlerini kimyasal madde kullanmadan sadece karbonat ve sirke ile temizleyebilir, gönül rahatlığıyla yemeklerinizi pişirebilirsiniz.
*Evcil hayvanlarınıza sirke ile pire damlası yapabilirsiniz. Sadece bit,pire ve kenenin bol olduğu zamanlar da haftada 2 kez uygulamanız yeterli olucaktır.
*Camlarınızı sirkeli su ile temizleyebilirsiniz.
*Kepek probleminiz varsa hafif nemlendirdiğiniz saç diplerinize sofra tuzu döküp, ovalayın 5 dk bekleyin. Zeytinyağlı sabunla yıkadıktan sonra, sirke döküp bekleyin. Sonrasında su ile durulayın. Kepek probleminizi kısa sürede geçecektir.


Temiz ve Kimyasalsız ev zor değil..
Yeter ki isteyin (: 

Kolay gelsin hepinize

9 Mart 2017 Perşembe

Makinesiz Sebze ve Meyve Kurutmalarım


Herkese yeniden merhaba (:

Bugün hatta bu gece diyeyim, kurutulmuş sebze ve meyvelerimden bahsedeceğim.

(Bu depremler bütün uyku düzenimizi bozduğu için geceleri uykusuz kalmaya başladık. Umarım en kısa zamanda normale döneriz)


İlk olarak hepinizin çok sorduğu kurutulmuş sebzelerimden başlayacağım anlatmaya, 
ancak şunu da belirteyim meyve ve sebze farklı vitamin ve minerallere sahip olduğundan ve bu vitaminlerden tam manasıyla faydalanmak için bu sebze ve meyvelerin saklanması, kurutması, kuruttuktan sonra saklaması ve pişirme şekline dikkat edilmelidir. 

Çoğunlukla yazın Gökçeada'daki bahçemizden topladığım özellikle koyu yeşil yapraklı olan maydonoz, yeşil soğan, semizotu, dereotu, taze sarımsak, nane, kişniş gibi sebzeleri kesinlikle güneş ışığı altında kurutmuyorum, karanlık, güneş almayan odalarda kurutuyorum. Her zaman gölgede ve hava akımının olduğu yerlerde kurutmalıyız ki vitamin kayıpları olmasın. Sebzeleri mutlaka gölgede kurutuyorum, diye üstüne basa basa söylüyorum ve temiz bir tülbentle örterek bu işlemi gerçekleştiriyorum. Havalar çok sıcak olduğunda 1 günde kuruyor. Ama kışın yada sonbahar gibi serin havada kurutmak zorunda olduğum bazı sebzeleri ortalama 1 hafta sürede kuruduğu oluyor.







Son zamanlarda çok fazla reklamını gördüğüm "meyve sebze kurutma makineleri"ni kullanmıyorum. Her yaptığım ürünü anadan babadan kalma eski usül ile yapıyorum her defasında da söylüyorum, mutfak robotu yerine bıçak,rende,kevgir üçlüsüyle hallediyorum. Bugüne kadar hiç zararını görmedim manuel olmanın (: El emeğine o yüzden saygım var, zira makine ile babamda yapar (: Sonuçta elektrikle çalışan ve kuruması için hava üfleyen bir cihaz, klima gibi. Evet biz klima da kullanmayız (: Evde fazladan ışık yansa, doğayı düşünür kapatırım, faturayı değil. Özellikle evde üflemeli fırın veya mikrodalga da kullanmıyorum, bana hem doğaya saygılı, zararsız, hem daha organik ve sağlıklı araçlar lazım. 

Zeytinleri çekiçle kırmadığım gibi (: klima yerine vantilatör tercih ettiğim gibi. 

Eski usül mevsiminde kuruttuğum sebze veya meyveleri en iyi şekilde saklama yöntemi bez torba ya da cam kavanozlarda serin ve karanlık yerlerde olur.
Çoğunlukla kargo ne kadar hafif olursa sizin için daha iyi olur diye kuru sebzeleri ve meyveleri kese kağıdında gönderiyorum. 









Kuru meyvelere gelince, çok sulu elmaları eğer hava güneşliyse sadece 45dk-1 saat güneşte tutup, sonrasında hemen hava akımının olduğu gölge bir ortama alıyorum. Kısacası elinizde doğadan faydalanacak şansınız varsa meyve ve sebzeleri mümkün olduğunca güneş ışığına direkt maruz bırakmayın.




Kuru meyveleri tüketmek için ben en çok bitki çayını kullanıyorum, sonrasında gün içinde yanıma alıyorum, dağa çıktığımızda küçük enerji topları gibi atıştırmalık oluyor.  Ya da bazı geceler sadece yulaf ve süt içersem üzerine ekliyorum.

Meyve kurutmada sıvı halden katı hale geçme. Bunu hepimiz biliyoruz. Meyvelerin kalori değerinin, yaş olarak alınandan daha fazla olduğunu biliyor muyuz? Çünkü makinesiz kurutma sırasında meyvenin içerisindeki su miktarı yüzde 80 oranında düşüyor. Bu düşüş esnasında meyvedeki şeker, vitamin ve mineraller yoğunlaşıyor. Yani meyvelerin vitamin değeri yoğunlaşıyor ve damak zevki maksimum seviyeye ulaşıyor. Sıkıştırılmış bir lezzet pınarı oluyor kısacası (:

Yedikleriniz içtikleriniz kan, can olarak geri dönsün diyorum ve bu gecelik blogumuzun sonuna geliyorum.
Son olarak sağlıcakla kalın Kaz Dağlarından en organiğinden sevgiler size...

organik reçelci








27 Şubat 2017 Pazartesi

Zehirsiz Kimyasalsız Ev

Küflenmeyi görmeyi seviyorum

Sizi bilmiyorum ama ben mümkün olduğunca çok elzem ihtiyacım yoksa (tuvalet kağıdı, ampul, kolibandı vs) marketlere çok gitmemeye çalışıyorum.
Tüketim yerine üretim yapmayı sevdiğim için, bir şey bozulduğunda yenisi almak yerine tamir etmeyi tercih ettiğim için, bu yüzden mecburi ihtiyaçlarım olmadan yada arkadaşlarımı görmeyeceksem merkeze inmeyi sevmiyorum. Ama diğer insanlara neler yediriyorlar diye düşünüp market market gezmeyi, satılan ürünlerin muhteviyatını okumayı karşılığına gelen kimyasalı öğrenip insanları bilgilendirmeyi seviyorum.

Şimdi öncelikle,
Televizyonda en çok neyin reklamı yapılıyorsa o zararlıdır. Bunu unutmayın. Hem bütçenize, uzun veya kısa vadede sağlığınıza zarar verir. Örneğin diş macunu, internette biraz araştırsanız aslında diş macunun hiçbir şekilde dişlere yararı olmadığını göreceksiniz. Yıllardır istemsiz yuttuğunuz macunlarda kansere davetiye... E dişimizi neyle temizleyeceğiz diyorsanız her sabah sirkeli su ile çalkalayıp, yemekten sonra karbonat ile fırçalayın muz yedikten sonra arada bir kabuğu ile ovuşturun. Her zaman söylediğim her ilacın doğada alternatifi var. Dikkat ettiniz mi televizyonlarda en çok neyin reklamı var? tabiki saç boyası, deterjanlar, saç şampuanı, kozmetikler sonrasında banka reklamları ve kredili ev reklamları (: fabrikasyon çorbalar, et suları, pudingler, dondurmalar.. Tabi ki televizyonda gördüğünüz her reklam zararlı değil sonuçta markasını tanıtmak için ürün lezzetini, kalitesini gösterebilmek ve inandırabilmek için reklam yapmak zorundalar, zorundayız. Tıpkı evimize gelen misafire en güzel yemekleri yaptığımız gibi, misafir gelmeden evimizi daha da detaylı temizlediğimiz gibi, o da bizim reklamımız. 

Yıllar önce ilk blogu açtığımda da yazmıştım marketlerde gezip ürünlerin muhteviyatına bakarım. Doğadan alternatifini bulmaya çalışırım. Yediğimiz yemeklerin içindekilerini kendim birleştiririm. Mayonez yemem de yemek zorunda olsam kendim yaparım. Çorba mı içilecek tabi ki de kendim yaparım. Et tadı versin diye kesinlikle bulyon kullanmam hatta dikkat ederseniz et bulyon reklamı da çoktur televizyonda (: 
İstanbul'da misafirliğe gittiğimizde evde bozulmayan yoğurt vardı nasıl yani dedim kaç gündür dolapta daha küflenmedi demişti arkadaşım, e dedim küflenmesi lazım küflenmiyorsa sıkıntı var. Nasıl olur değil mi?  Ne var ki içinde küflenmiyor bu gıda diye düşünsene. Küflenmek güzeldir (:  halk arasında sevilmese de aslında olması gereken doğal bir olay, küflenme olayı o yeşil şey, gıdanın içindeki bakterilerin oksijenle özellikle nemli ortamlarda fermante olmasıdır ve mantarların (sporla) çoğalmasıdır. İlk okulda bile fen bilgisi dersinde görmüşüzdür. Tabiki küflenmiş besinlerin sağlık için oldukça zararlı olduğunu biliyoruz küflenmiş yemek yenmez her yemeğin dışarda durma süresi vardır. Ancak küflenen yemek sağlıklıdır yani içinde kimyasal yoktur. İçinde katkı maddesi yoktur, benim üzerine basa basa söylediğim "Reçellerde limon tuzu kullanmıyorum" gibi. Ben yiyeceğim çünkü ben sevdiklerim yiyecek, ne yapacağım 2 sene sonra dolapta duran kavanozdan reçel yemeyi mi düşüneceğim yada son kullanma tarihi 1 sene olan sütü dolapta tutup son kullanma  zamanı geldiğinde içeceğim. Ne var ki içinde küflenmiyor bu gıda diye düşünün sürekli düşünün. Kısacası meyveyi, sebzeyi herşeyi zamanında tüketmek gerekir. Ben ne yapıyorum salçayı kaya tuzu ile, reçeli şeker ile koruyorum kısa süreliğine. Neden zeytinlerim hemen tükeniyor ve aylar sonray kalmıyor çünkü içine limon tuzu atmıyorum. Ve zeytini tam zamanında yiyorum. Size de zamanında satıyorum. Bende isterim yaz kahvaltılarınıza bol bol zeytin göndereyim, satayım ama bizim buralarda zeytin ekim kasım aralık. Hadi bazen mevsimler kayıyor ama en fazla 1 ay kayar. Kışın zamanında yersiniz zeytini. sizin yazın tatil yörelerinden aldığınız zeytin hep geçen senenin ürünüdür çünkü yazın zeytin ağaçlarında zeytin olmaz limontuzlu sirkeli plastik kavanozlarda nerdeyse 7-8 aydan fazla bekler.

Limon tuzu nedir, sitrik asittir. Sitrik asit doğal bir bileşendir aslında ama reçellerin, şekerlemelerin veya tatlıların şerbetlerinin uzun süre geçse bile kristalleşmeyi önler. Şerbetli tatlı yapılırken de şerbetin içine limon sıkılması şerbetin, kristalleşmesini önlemek amaçlıdır. Limonun içinde doğal sitrik asit vardır. 

Limon tuzu çok ucuza satılır aktarlarda herkes bilir.


Limon, portakalda sitrik asit vardır ama meyvelerden bu maddeyi üretmek, çok pahalı olduğu için, bakterilerin yardımı ile, şekerden elde edilir ve genellikle ucuz olduğu için, sanayiciler bunu tercih ederler. 
özellikle doğal yolla elde edilmeyen sitrik asidin insan sağlığına fazlaca zararları olmaktadır.

Evet gelelim ben limon tuzunu nelere kullanıyorum. Dedim ya kendime zehirsiz kimyasalsız bir dünya kurdum, sizde kurun sevdikleriniz için..


Örneğin; Süngerin sığmadığı ince uzun sürahi veya şişe temizlemeye, bulaşık makinesine, cam sil yerine... 
Kısacası ev temizliğine, boş fısfıs şişesinin içine yarım çay bardağı  market sirkesi, ılık su ve 3-4 adet limontuzu atıp bu sıvıyı evin bütün temizliğine kullanıyorum.
Cam silmeye, fırın içi temizleme, ocak temizleme, fayans, tezgah temizlemeye, ahşap metal bütün yüzeylere... sirkenin kokusu kalır diyorsanız (ki kalmıyor) ve içinize sinmiyorsa fısfıs şişesinin içine portakal veya limon kabuğu atın yada esansını sevdiğiniz yağdan 1 damla damlatın. Eviniz illede çiçek kokmasına gerek yok. Pis kokmasın yeter. Bir ara da ev kokuları ile alakalı yazarım hani şu oda spreyleri varya işte onlar. Dikkat edin onlarında çok reklamı var (:

5 Ocak 2017 Perşembe

Yabani Kekik ve Kekik Suyu




Kekik ve Kekik suyu


Yıllar önce küçücük bir çocukken Gökçeada'daki evimize her gelişimizde gemi limana yanaştığı anda
burnumuza gelen yabani kekik kokusundan bahsetmek istiyorum.
Daha gemiden inmeden, ayağımız toprağa basmadan alırsınız kokuyu.
Sonra alışırsınız ve o kekik kokusuz yapamazsınız. 
O kadar çok çeşit kekik var ki hangi birini saysam bilemedim.
Kekik benim için bir çok ottan önce gelir. Neredeyse en sevdiğim. Hem tazesi hem kurusu sapı, kökü, tohumu, tomurcuğu
her bir parçası ayrı bir mucize.

E Kaz Dağlarında yaşamanın verdiği şanstan dolayı, 500-600 rakımda denize bakarak, yağmur suyuyla yıkanmış, güneşle yeşermiş
yabani kekikleri de toplamadan edemezdim (:


Kekiklerin özellikle kırmızı ete çok yakıştığını hepimiz biliyoruz.
Taze kekiği yumurtaya, zeytin yağın içine, salataya koyup tüketiriz hepimiz.

Şimdi yabani kekiğin bambaşka bir özelliği ve çoğunuzun bildiği "Kekik suyu"ndan bahsedeceğim.


Nedir bu Kekik Suyu?


Öncelikle içinde bulunan mineral ve vitaminlerden ötürü (K vitamini ve demir başta olmak üzere kalsiyum, 
besin lifi, magnezyum) ve antioksidan etkisiyle vücudu güçlendirerek genel sağlığa katkıda bulunur.

Çok eski zamanlardan beri yaşayan kekik, çeşitli hastalıkların tedavisinde yardımcı, doğal ürün olarak kullanılan bir bitkidir.

Kekik suyu harici kullanımda antiseptik etkisi ile yaraları ve cildi temizlemesi, 
gargara olarak kullanıldığında ağız hijyeni sağlaması ve öksürüğü geçirmesi ilk sıralarda sayılmaktadır.

Daha geleneksel yararlarını söyleyecek olursam, konsantrasyon artırır, kas kasılmalarını geçirir, şiddetli kabızlığı giderir.
Adet sancılarını hafifletir.  
Gaz ve şişkinlik gibi sindirim sorunlarının iyileşmesine yardımcı olur.

Örneğin geçmeyen öksürük için, kekik suyu veya kekik çayı içebilirsiniz.
Mantar hastalıklarında pamukla mantarlı bölgeye kekik suyu sürerek tedaviye yardımcı olabilirsiniz.
Unutmayın her zaman söylediğim gibi her ilacın doğada bir karşılığı mevcut.


Kekik Suyu Yapımı

2 boy tenceremiz olmalı,büyük ve küçük.
Toplanan kekikler iyice yıkanıp temizlendikten sonra,
büyük tencerenin içine kekikler konur, küçük tencere ise tenceredeki kekiklerin üzerine konur.
Büyük tencerenin içine küçük tencereyi aşmayacak şekilde kaynak suyu eklenir.
Büyük tencerenin kapağı ters kapanıp etrafı hamurla kaplanıp hava almaması sağlanır, neredeyse sönmek üzere olan 

odun ateşinin üstünde 1-2 saat bekletilir. Ters kapattığımız kapaktan küçük tencerenin içine damla damla akmaya başlar. 


Yıllar önce eve gelen bir misafirimin çocuğunun kabızlık şikayeti vardı. çocuk hem utandığından hemde sıkıntısından
dolanıp duruyordu evde. Kuru kayısı kuru incir yemek istemedi uygun olacak herşeyi denedik ama istemedi. 
Belli ki çok sıkıştırmıştı küçük kakişleri onu (:
Ve daha da kötüsü İstanbul'a evlerine dönmek üzere yola çıkacaklardı. 
Annesine bir şişe kekik suyunu verdim, yolda hareketsiz  oturacağı için daha da sıkıntılı olacaktı, 
yola çıkmadan en azından şişenin üçte birini içmesini söyledim.
Annesinin anlattığına göre tadı hoşuna gitmiş olacak ki yada artık son çare (: içmiş yarısını. 
Dönüş yolunda Malkara'ya varmadan, boşaltım işlemi başarıyla tamamlanmış. 
E bizde haklı gururumuzla geçmiş olsun demiştik, yine bir çocuğu kabızlıktan kurtarmıştık ((:



Önemli Not:

Tabi herşeyin fazlasının zararı olduğu gibi fazla "Kekik Suyu"nun da zararları var.
Gebelik ve emzirme döneminde kekik tüketiminin yan etkileri hakkında yeterli araştırma 
bulunmadığı için kekik yağı, kekik suyu ve kekik çayı tüketilmemesi daha doğru olacaktır.
Zira kekik suyunun fazlası reflüyü artırabilir, kolitlere önerilmez. 




Not: burada yazdığım geleneksel yöntemler ve içerikler hiçbir durumda tanı, tedavi amaçlı bir öneri 
niteliği taşımamaktadır. Tüm sağlık sorunlarınız için öncelikle doktorunuza başvurunuz. 

25 Aralık 2016 Pazar

Kantaron Yağı ve Kullanımı

Özellikle bahar aylarında Kaz Dağları'nda ot bırakmadığım doğrudur (:
Doğa sporları, doğa yürüyüşleri yaptığımız için siz şehirde yaşayan arkadaşlarımızdan birazcık daha şanslıyız.. 
Yağmurdan sonra bahar aylarında topladığımız Sarı Kantaron otunun çiçekleri kesilir, cam şişlere konur, ağzına kadar gerçek zeytinyağı ile gün ışığında yaklaşık 1 hafta mayalanması beklenir. Ben bu işlemi yaparken "kullanana şifa olsun" derim. En iyi dileklerle, iyi niyetler ile içtiğiniz su bile yararlıdır bunu unutmayın (:
bu 1 hafta sonunda şişenin kapağını kapatarak yine güneş gören bir yerde yaklaşık 1-1,5 ay daha bekletilir. Sadece sabah güneşi veya sadece öğle güneşini görecek şekilde uygun bir yerde bekletilmelidir.  En sonunda da karanlık, çok serin olmayan bir bölümde bekletilir ve sizlere gönderilir.




Kantaron Yağını hep anlatıyorum, yaraları iyileştirici olarak son derece etkili bir yöntemdir. Hatta iltihap önleyicidir. Dahili ve harici kullanılır, iç organlarda ve cildin üzerinde bir çok faydasının görülür.
Kantaron yağını harici kullanımında, yaraya sürerek; dahili kullanımlarda içilerek kullanılır.  
Yetişkinlerde günde bir çorba kaşığından fazla içilmemesi gerekir. 
Kantaron yağı 2-3 sene saklanabilir çünkü özelliğini korur, bozulmaz.

  • Düzenli olarak dahili kullanımıyla şeker hastalığına da iyi gelir.
  • Varislerin iyileşmesinde de dahili olarak kullanılır.
  • Yanık yarasının mikrop kapmasını ve iltihap oluşmasını önler
  • Ayrıca güneş yanıkları için de kantaron yağı kullanılır. Güneş yanığı oluşan bölgeye sürüldüğü zaman acı ve yanma hissi hemen geçer, yaralarda kısa süre içerisinde iyileşir
  • Damar büzücü özelliği ile kanamaları kısa sürede durdurur
  • Kantaron yağı bebeklerin pişik yaralarını iyileştirmek için kullanılır.
  • Trafik kazası sonucu yaralanmalarda ise hem yaraya sürülerek hem de içilerek kullanılır. Damar büzücü özelliğinden dolayı iç kanamaların durmasına yardımcı olur.
  • Bebeklerin karın ağrılarının iyileşmesinde kullanılır. Ağlayan bebeğin karnına kantaron yağı sürülür.
  • İltihap önleyici özelliği ile yarada iltihap oluşmasını önler
  • Hücre yenileyici özelliği ile yaranın çabuk kapanmasını sağlar
  • Yaraya sürüldüğünde, yaradan dolayı oluşan ağrıları giderir
  • Hematomlar da, şişlik ve bezelerde bölgeye sürülerek masaj yapılır.
  • Pürüzsüz bir cilde sahip olmak için cilt bakım yağı olarak kullanılır.
  • Antiseptik özelliğinden dolayı yarada mikrop oluşmasını önler
  • Yanıklarda kantaron yağı kullanılır. Yanık yarasını kısa sürede iyileştirerek yanık ağrısını da giderir.
 

Yabani Elma Sirkesi ve Üzüm Sirkesi

Önce Yabani Elma Sirkesi
Yine çevresinde fabrika bulunmayan (yavaş şehir) CittaSlow  seçilen Gökçeada'daki bahçemizden topladığımız yabani elmalardan yapmış olduğumuz gerçek sirke. Yabani elma çünkü günümüz market veya hal elmaları dışındaki mumu hiç bir şekilde temizleyemezsiniz, bıçakla kazısanız bile dışında kaplı olan parafini elma kabuğu çoktan emmiştir. 

Fabrikasyon Sirke (yani marketlerden aldığınız) 1 gecede yapılırken gerçek sirkenin fermantasyon için en az 70-80 güne ihtiyacı vardır. Böylelikle ister cildinize, ister saçınıza, ister salatalarınıza, ister detoks sularınıza dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz..

Saçlarınızın parlamasına, kepeklerinize, sedeflere, cilt kuruluklarına iyi gelir. Kendimden biliyorum. Yıllardır kepek sorunum olduğunu sanıyordum, cildim kuru olduğundan saç diplerim kururmuş meğer bu da doğal olarak dökülmelere sebep oluyordu tabi. Ne zaman misafirliğe gitsem oturduğum yerde dökülen saçlarımı toplardım ayıp olmasın diye.

"Organik İnsan nasıl oldum" bölümünde anlatmıştım şampuan kullanmıyorum, kafamı kendi yağı ile beslerim. Duştan çıkmadan önce sirkeli biberiye suyumu saçıma döküp havluyla sarıp, bir kaç dakika sonra durularım. Saçlarımın cinsinden midir bilmiyorum saç kremi kullanmam, ama saç kreminin doğadaki karşılığını soruyorsanız, size "ebegümeci" diyorum. Yarım bardak ebegümeciyi, yarım litre suda kaynatıp, süzün. Süzülen suyun kıvamı  kaygandır. Cam bir şişeye koyup banyonuzun en güzel köşesine yerleştirin (: Saçlarınızı açmakta birebirdir. Son bir su dökünün ve işte bitti. Sıhhatler olsun (:


Bu konuyla ilgili www.organikrecelci.com sitemizi ziyaret edebilirsiniz.